“Afrika gerçek dostlarını arıyor”

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Halen 58 ülkeye sahip 1,3 milyar nüfuslu, 37 dilin konuşulduğu, küresel ticaret hacminin yüzde 2’lik kısmını elinde bulunduran Afrika; bize tarih, kültür, siyaset ve ticarette en yakın ve en kısa zamanda ilişkilerimizi zirveye taşıyabileceğimiz bir kıta.

2000’li yılların ilk çeyreğini tamamlıyoruz. 3’üncü bin yılın Afrika çağı olacağı gerçeği bugünden zihinlerde yer etmeli ki geçmişte olduğu gibi Afrikalı kardeşlerimizle ortak tecrübelerimizi birleştirerek geleceğe yürüyelim.

Bir Hocamızın dediği gibi, Afrika’dan istifade edenler, istifade etmesi gerekenin çok üstünde istifade ediyorlar. Bu da Afrika’yı çok yıpratıyor ve zora sokuyor. Dolayısıyla Afrika gerçek dostlarını bekliyor… Yani, Afrika bize, biz Afrika’ya hasretiz, demek istiyorum.

Zira, 1900 yılları öncesi Osmanlı’nın kuvvetli bağlarla ilgilendiği gibi biz de Afrika ile alâkadar olabilirsek Afrika gerçek kimliğine kavuşacak, bölge istikbal ve istiklal meşaleleriyle dolacak.

***

Türkiye’yi Afrika’da sürdürülebilir kılacak politika “kardeşlik”ten geçiyor. Hükümet, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının (STK) hale hazırda oluşturduğu “kardeşlik mekanizması” daha zirvelere taşınmalı. Söz konusu mekanizma dahilinde “girişimci ve insani dış politikamız” derinleştirilip çeşitlendirilebilirse başarı ve yakalanması gereken hedefler çok yakında gerçekleşecek diye düşünüyorum.

Türkiye-Afrika ilişkilerinin dinamiğini yabancıların yaptığı gibi “uluslararası rekabet”e endekslemek fevkalâde yanlış olur. Türkiye, söz konusu ilişkilerde, ne Avrupa Birliği, ne Çin, ne İngiltere, ne Rusya ne de başka bir millete benzer! Benzememeli de… Türkiye “Hayırda yarışınız” düsturuyla rekabeti ön plana çıkarmalı ve bahsettiğim milletlerin ötesine geçerek ilişkileri kültürel kardeşlik potansiyeli üzerinde yükseltmeli.

***

Belki Türkiye, kıtaya yönelik siyasi ve ekonomik olarak hızlı bir gayret içerisinde. İnsani ve diplomatik temasların yanı sıra, ticaret, yatırımlar, kültürel çalışmalar, güvenlik ve askeri işbirliği, kalkınma projeleri ardı ardına ekleniyor. Ama mevcut durumu yeterli görmediğimizi söyleyeyim… İlişkilerde hak eden potansiyel ortaya çıkarılmalı.

Cumhuriyet tarihi içerisinde geçmişe göre kardeşlik ve kültürel münasebetlerin yanında tarım, sağlık, bankacılık, teknoloji, turizm ve ticarette daha iyi performans sergiliyoruz ama daha fazlası lâzım. Evet, Türkiye’nin Afrika ile olan ilişkileri; söz olmaktan çıkmış, fiiliyata dönüşmüş… Özellikle ilişkiler çeyrek asırdır sıkı kardeşlik bağlarıyla kuvvetleniyor fakat bu sıcak ilişkileri artık daha samimi ortama kavuşturmanın zamanı gelmiştir, kanaatini taşıyorum.

Afrika politikamız; elbette çalınmadık kapı, sarılmadık yara, yapılmadık işbirliği kapsamında hızla gelişiyor… Aynı samimiyeti Afrika devletleri yöneticileri de fazlasıyla gösteriyor. Bir gün Togo, Nijerya, Burkina Faso ve Liberya’dayız, diğer gün Gana, Etiyopya, Kenya, Güney Afrika Cumhuriyeti, Fas, Cezayir, Tunuz, Libya ve Mısır’dayız… Sahra altı ve Sahra üstünde basmadık yer bırakmıyoruz, ancak hâlâ gerçek anlamda Çin’in, ABD’nin, Avrupa Birliği’nin ve diğer sömürgeci ülkelerin girişimciliğini ortaya koyamıyoruz.

***

Sadece Avrupa’nın Afrika’dan elde ettiği zenginlikleri düşündüğümüzde, kültürel ve kardeşlik faaliyetlerinin yanında Türk firmaları bugün itibariyle kıta genelinde toplam değeri 70 milyar doları aşan 1200’e yakın projeyi devam ettiriyor olsa da, on binlerce Afrikalı kardeşimize istihdam imkânı sunsa da kıtada etkinliğimizin potansiyelimizin çok altında kaldığına şahit oluyoruz.

İşte rakamlar… Türkiye’nin Afrika ülkelerine 2003 yılında 2,1 milyar dolar olan ihracatı, yılsonu 26 milyar dolar düzeyinde bir ihracat rakamına ve 45 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşacak.

Kısa bir anekdot vereyim… Sadece Fransa’nın darbeyle korkuttuğu 14 Afrika ülkelerinden yıllık yaklaşık 500 milyar dolar haraç aldığını biliyor muydunuz? Diğer müstevli devletleri de sıraya koyduğunuzda, Afrika’nın adeta iliklerine kadar emildiğini göreceksiniz.

Binaenaleyh, Afrika hâmilik arayışıyla Türkiye’ye hasret… Kopan eski bağlarımızı tamir edip kuvvetlendirmek için biz de Afrika’ya hasretiz.

***

Aslında taban hazır…

Bir kere aynı medeniyetin insanlarıyız, aynı kültüre sahibiz. Diğer taraftan Afrika devletleriyle karşılıklı serbest ticaret anlaşmalarının sayısı sürekli artıyor. Son olarak Türkiye yaptığı 22 serbest ticaret anlaşmasının 4’ünü Afrika ülkeleriyle gerçekleştirdi.

Ticari faaliyetlerin artırılması konusunda müzakereler sürdürülüyor. Özellikle Afrika’da ticari bankacılıkta iyileşmeler sağlanırken kıta ülkelerine yatırım yapacak Türk firmalarına geniş imkânlar veriliyor.

Afrika’da 43 ülkede Türk büyükelçiliği, Türkiye’de 37 Afrika ülkesinin büyükelçiliği görev yapıyor. 31 Afrika ülkesinde ticaret müşaviri var. Ayrıca Türk Hava Yolları’nın (THY) Afrika’da çok sayıda noktaya direkt uçuşu bulunuyor.

***

Diğer taraftan kardeş kıtada Türk şirketleri, ilişkilerin derinleştirilmesine katkı sağlayan en önemli aktörler. Türkiye ile Afrika ülkeleri arasında Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) bünyesinde kurulmuş 45 iş konseyi mekanizması her an göreve hazır.

DEİK Türkiye – Afrika İş Konseyleri, Koordinatör Başkan Fuat Tosyalı, Başkan Yardımcısı Mehmet Büyükekşi, diğer koordinatör başkan yardımcıları; Abubekir Salim, İhsan Şahin ve Fatih Volkan Kazova yönetiminde kıtayı karış karış tarıyor.

Mamafih Türkiye – Afrika ilişkileri gerçekleştirilen iş konseyleri, ekonomik forumlar, işbirliğini artırıcı münasebetler her yıl dozunu artırarak kapsamını ve hedefini genişletiyor.

Bugün birçok sorunu olmasına karşılık Afrika ülkelerinin sahip olduğu kültürel, siyasi ve ekonomik potansiyel kıtanın istikbali adına ümit verici. Ancak bu yolda Afrika’nın Türkiye gibi milli ve manevi çizgiye sahip dostlara ihtiyacı olduğu da kesin.

Sedat Yılmaz
sedad.yilmaz@gmail.com

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.