MÜSLÜMAN TOPLULUKLARIN SORUNLARI BRÜKSEL’DE ELE ALINDI

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Paris saldırıları sonrası Avrupa’nın Başkenti Brüksel’de Müslümanların geleceğini konu alan bir Uluslararası Sempozyum 30 Kasım 2015 tarihinde düzenlendi. EMISCO – Sosyal Uyum için Avrupalı Müslümanlar Girişimi, Avrupa Konseyi Brüksel Ofisi ve Azerbaycan Dini Kurumlardan sorumlu Devlet Komitesinin ortaklaşa düzenledikleri sempozyum mevcut atmosferde Müslüman toplulukların sorunlarını ve gelecek perspektiflerini ele aldı.

Toplantıya destek veren ThinkOut ve Think Tank Different Düşünce kuruluşları ile birlikte FEMYSO, ENAR ve CEJI gibi Uluslararası STK’ların yanı sıra Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği ve Bulgaristan Başmüftülüğü kendi perspektiflerini sunma imkanlarını buldular. Aynı zamanda Bulgaristan Başmüftüsü, İskeçe Müftüsü, Azerbaycan Yahudi Cemaati ve Azerbaycan Ortodoks Hıristiyan cemaati temsilcileri yaşadıkları ülkelerdeki azınlık dinlerinin durumları hakkında bilgi verdiler. Toplantı TC Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı tarafından ayrıca takip edildi.

EMISCO Genel Sekreteri Bashy Quraishy kurumun çalışmaları hakkında genel bilgiler sundu ve yeni Avrupa gündeminde olan maddeleri sıralayarak kamu bilincini oluşturma kampanyası, proaktif yaklaşım, kamusal alanlarda Müslümanların daha aktif yer almasını teşvik etmek ve etkinliklere katılarak diğer topluluklarla etkileşim sağlamanın önemine vurgu yaptı.

Son zamanlarda dünyanın çeşitli yerlerinde (Ankara, Paris, Tunus… gibi) meydana gelen terör saldırarında hayatlarını kaybedenler için 1 dakikalık saygı duruşu yapıldı.

Avrupa Konseyi Avrupa Birliği Daimi Temsilcisi Büyükelçi Torbjön FRÖYSNES açılış konuşmasında Avrupa Konseyi’nin kuruluş sürecini anlattı ve kuruluşun temellerinin demokrasi ve farklı grupların beraber yaşamaya dayalı olduğunu belirtti. Ayrıca kuruluş maddelerine değinerek; bunların eğitim, çeşitlilik, hoşgörüsüzlükle mücadele, din ve dil özgürlüğü olduğunu ifade etti. Bunları sağlamak adına kuralların olduğunu (200’den fazla belge kabul edilğini) ancak üye ülkelerin, gerektiği şekilde donanımlı kişilerin eksikliğinden dolayı bu kuralları uygulamakta sıkıntı yaşadıklarını vurguladı. 2011 yılında yayınlanan “21. Yüzyılda Beraber Yaşamak” adlı kılavuza sıkça değindi. İnsanların yanyana değil de beraber yaşamaları gerektiğini vurguladı, bunun da dünya vatandaşı olarak mümkün olabileceğini söyledi. Örnek olarak, gittiğimiz ülkenin kanunlarını ve dilini öğrenip uygulamanın önemine işaret etti. Yapılan çalışmaları dile getirdi, bunların arasında Avrupa’daki eğitim için yeni bir müfredat, hoşgörürsüzlük ve ırkçılıkla mücadele için polislerin eğitimi, nefret söylemlerine karşı online kampanya ve genç STK’ların desteklenmesinden bahsetti.

Azerbaycan Dini Kurumlardan sorumlu Devlet Komitesinin Birinci Başkan Yardımcısı Sayyad SALAHLI yaptığı açılış konuşmasında Dinler arası hoşgörünün ve anlayışın en iyi örneklerinden birinin Azerbaycan’da olduğunu belirtti. Gayri Müslim toplumların Azerbaycan tarafından koruma altına alındıklarını, farklı dini temsilcilerin farklı dini etkinliklere katılım sağladıklarını ve birbirlerine destek verdiklerini belirtti. Ayrıca farklı dini toplumların çifte standarta maruz kalmadan barış ve huzur içinde yaşadıklarını ve devletin bundan korkmadığını ifade etti. Buna benzer olayları canlı görmek gerektiğine vurgu yapan Sayyad, “Yüz defa işitmektense, bir defa gör” Azeri atasözünü hatırlatarak, herkesi Azerbaycan’a davet ettiğini söyledi.

Avrupa Konseyi Kuzey-Güney Merkezi Yürütme Kurulu Başkanı Dr. Jean-Marie HEYDT yaptığı açılış konuşmasında eğitimin önemine vurgu yaptı. Eğitimin insanların dünyada istedikleri her kapıyı açmak için tek araç ve gerçek bir nimet olduğunun altını çizdi. Eğitimin bir süreç olduğunu ve bu bağlamda eğitimin bir katalizatör ve dini liderlerin ve temsilcilerin aktif rol alarak bu sürecin başarısına katkı sağlaması gerektiğini ifade etti. Avrupa’nın geleceği için dünya vatandaşlığı bilinci ile kültürler arası ve dinler arası saygının çok önemli olduğunu olduğunu belirtti. Örnek olarak Azerbaycan’daki kültürler ve dinler arasındaki anlayışı gösterdi.

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi üyesi Sahiba GAFAROVA konuşmasında kadınların örgütlenmesi ve teşkilatlanmasının eğitimde ve ırkçılık konusunda önemli olduğunu belirtti. Ayrıca sorunların çözülmesi bağlamında işbirliğin ve diyaloğun önemine vurgu yaptı. Son olarak Karabağ’da yaşanılan acı olayları örnek göstererek 20 yıldır etnik temizlik olduğuna değindi ve bununla birlikte tarihsel birikimlerin yok edildiğine de vurgu yaptı.

Müslüman toplumlar arasındaki rol modeler, aşırılıkla mücadele nasıl olmalı konulu paneli CEJİ Müdürü Robin SCLAFANI idare etti ve rol modellerin toplumdaki aşırılıkları ve olumsuz davranışları saf dışı bırakması konusundaki önemli rolüne vurgu yaptı.

St Josse Belediye Başkanı ve Belçika Federal Parlamentosu üyesi Emir KIR yaptığı konuşmada terörün yerel değil de evrensel bir sorun olduğunu, buna karşı birlik içinde hareket etmemizin gerekli olduğunu ve eğitimin bu konuda önemli rol oynadığını belirtti. Tüm tarafların kendilerine düşeni yapmaları durumunda çözümün mümkün olabileceğini vurguladı. Belediye başkanı olduğu bölgede eşitliğin temel unsur olduğunu, bu bağlamda aşırılıkların ortadan kalkması hususunda maddi destek sağladıklarını, ayrıca yine kendi bölgesindeki camilerin de iyileşmesi adına maddi destek sağladıklarını ifade etti. Belediye sınırları içerisinde yaşayan göçmenlerin eşitsizlik konusunda sıkıntı yaşadıklarını, bu konuda devlete ve kurumlara büyük görev düştüğünü belirtti.

Başkan Emir Kır’ın ardından söz alan FEMYSO Başkanı Youssef HIMMAT, Müslümanları tek bir topluluk olarak görmenin yanlış bir yaklaşım olduğunu söyledi. Müslüman topluluklarındaki gençlere fırsatlardan (eğitim, iş, kariyer…) yararlanma konusunda izin verilmediğini ve çeşitli ayrımcılıkların yapıldığına değindi. Bu konularda mücadele için toplumların beraber hareket etmesinin gerekli olduğunu söyledi. “Nefret Söylemine Hayır” kampanyasının iyi bir örnek olduğunu ve her toplumun bunu uygulayabileceğini belirtti.

Think Tank Different Düşünce laboratuvarı adına konuşan UNICEF Elçisi Anissa MEZITI, negatif algı yaratma konusunda medyanın büyük bir role sahip olduğunu belirtti. Bu günlerde medya ve siyasetçilerin Müslümanları hedef gösterdiğini, peki yarın ki hedefin kim olacağı sorusunu sordu. Buna karşılık medyanın nefret söylemlerine son vermesi gerektiğine, medya ve siyasetçiler arasındaki diyaloğun önemine vurgu yaptı.

Brüksel’in ünlü tiyatrocularından oyuncu Oussama BENALİ yaptığı konuşmada önlemin önemli bir unsur olduğunu söyledi. Aşırılıklara sapan kişilerin izole edilmiş olan bireylerden oluştuğunu, bu bağlamda gençlerin bağımsız ve yaratıcı olmaları gerektiğini, bunun da bu konuları tartışabilecekleri kültürel alanların yaratılması ile mümkün olabileceğini belirtti. Önyargıları ortadan kaldırarak bireylerin kendilerini özgürce ve gururla ifade etmelerinin önemli olduğunu ifade etti.

Dinlerarası anlayış modelleri ve farklı uygulamaları konulu ikinci panel ENAR – Irkçılıkla Mücadele Avrupa Ağı Direktörü Dr. Michael PRİVOT tarafından yönetildi.Öncelikle sempozyuma katılan tüm değerli konuşmacı ve katılımcılara teşekkür ederek, söz konusu etkinliğin yeni kapsayıcı ve iyimser Avrupa’ya katkı sağlamasını dilediğini söyledi.

Bu oturumda söz alan Bulgaristan Baş Müftüsü Mustafa HACI, Müslümanların Bulgaristan’da diğer dinlerle değil de, siyasiler ve devletle sorun yaşadığını söyledi. Özellile vakıfların iadesi ve başmüftülük seçimi konusunda çifte standarta maruz kaldıklarını vurguladı. 2002 yılında kabul edilen dinler yasasında ayrımcılık içeren maddeler olduğunu ifade etti. Diğer Avrupa ülkelerinde de buna benzer sorunlar olduğunu söyledi. Ayrıca müslümanlara şüpheyle yaklaşıldığını da sözlerine ekledi. Bu bağlamda yaklaşık bir ay önce yaşanmış olan bir olay’da “Okulda dini içerikli kitapları götürdüğü için mahkemeye verilen Müslüman çocuğu” örnek gösterdi. Adalet olan yerde Barış da olur, Adalet olmayan yerde ise sorunların olduğunu vurguladı.

Bakü Dağı Yahudi Dini Toplumu Başkanı Milikh YEVDAYEV yaptığı konuşmada eğer yaşadığın ülkede kendini yabancı hissediyorsan, o ülkede adaletten söz edilemeyeceğinin altını çizdi. Bu konudaki anlayış ve örnek modelin Azerbaycan’da mevcut olduğu sözlerine ekledi. Ayrıca, terbiyenin evde başladığını ve belirli bir yaşa kadar verilebildiğini ifade etti. Bunun için hoşgörü ve saygıyı öncelikle çocuklarımızı eğiterek göstermemizin gerekli olduğunu ifade etti. Birbirimize saygıyı öncelikle çocuklarımıza öğretmemiz gerektiğinin önemine vurgu yaptı. İnsanlar öncelikle kardeştir, bunu kabul etmenin gerekliliğinin altını çizdi.

İskeçe Müftüsü Ahmet METE yaptığı konuşmada öncelikle güncel ve taze bir konu olan Fransa’daki terörü ve dünyanın neresinde olursa olsun gerçekleşen terör olaylarını lanetle kınadığı söyledi. Bu tür eylemlerin dünya barışına hiçbir katkı sağlamadığını ve sağlamayacağını vurguladı. Bu konuda Avrupa’nın işinin zor olduğunu, bu güne kadar kendini hiç sorgulamadığını, hep İslam alemini sorguladığını belirtti. Dışarıdan gelenleri hep ötekiler olarak ortaya koymanın ve kendini farklı bir toplum olarak göstermenin anlamsız olduğuna vurgu yaptı. Bu son yaşanılan sürecin artık iç içe beraber çalışmanın yollarını hem Avrupa için hem de Avrupa’nın dışındakileri için bulunmasına vesile olması gerektiğini söyledi. Bu konuda öncelikle Avrupa’nın kendi hatalarını sorgulaması gerektiğine işaret eden Ahmet Mete, kendisinin de bir Avrupa ülkesinden geldiğini ve dedesinin ülkesi için şehit düştüğünü söyleyerek, ülkesine ne kadar bağlı olduğunu vurguladı. Fakat, Yunanistan’nın buna karşı hep sorunlar ortaya koyduğunu ve örnek olarak eğitim sorunu, vakıfların iade edilmemesi sorunu, müftülük sorunu, camiler sorunu, minareler sorunu, kimliğini ifade edememe sorununundan bahsetti.

Ayrıca Yunanistan’da ikinci sınıf muamele gördüğünü de belirten Müftü Mete, Osmanlı mirası olan Hemetli camisi tadilat beklerken, Avrupa’da kiliseler ve sinagogların tamir edildiğini, kendilerinin ise yüz senedir izin beklediklerini vurguladı. Söz konusu caminin onarımı için Yunanistan devletinden 10 günlük izin alınmasına karşın, atanmış müftü tarafından Müslüman azınlığa sorulmadan iznin iptalini istedi ve kabul edildiğini vurguladı. İnsana insan değeri verilmesinin altını çizdi ve insanların farklı inançlarına saygı duyulmasının gerekli olduğunu belirtti.

Azerbaycan Ortodoks Hristiyan Toplumu Basın Sorumlusu Elnur AFANDİYEV yaptığı açıklamalarda farklı dinden olanlara karşı hoşgörünün ancak mantalideden kaynaklandığını ve çok ulusluluğun bir zenginlik olduğunun altını çizdi. Bu bağlamda Azerbaycan’da yaşayan Ortodoks toplumunun haklarını özgürce kullandıklarını söyledi. Bununla beraber okullarda ve devlet kurumlarında gerçekleştirilen etkinliklere beraber katıldıklarını ifade etti.

Son olarak, yoğun bir ilgiyle ve güvenlik tedbirlerinin en üst düzeyde olduğu bir dönemde gerçekleştirilen Uluslararası Sempozyumun kapanışını yapan ThinkOut Asbaşkanı Ayşe ELKILIÇ, genel olarak katılımcıların konuşmalarını değerlendirerek diyaloğun önemli olduğunu fakat işbirliğinin daha da önemli olduğunun altını çizdi. Ayrıca hoşgörünün yanı sıra kabullenmenin de kaçınılmaz olduğuna işaret etti.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.