“Sıkı can iyidir”

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Zamane çocuklarını her an meşgul etmek gerekiyor. Daha doğrusu ellerine sürekli birşeyler vererek (oyuncak, tablet, kalem kağıt, televizyon, yiyecek, vs.) meşgul etmemiz gerektiğini zannediyoruz. Veya yedi yirmidört faaliyetten faaliyete (okuldan spora, müzikten tiyatroya, …) göndererek günlerinin dolu dolu geçmesini istiyoruz. Beş dakika boş kaldıklarında hemen paniğe kapılıyoruz. Hatta çocuğumuz bir an için boş boş baktığında içimiz parçalanıyor ve “vah yavrum nasıl da mahsun bakıyor” deyip eline en olmadı telefonumuzu veriyoruz… Sonra da çocuğumuz neden hiperaktif, neden agresif, neden dikkati çok dağınık, neden hayal gücü yok, neden üretken değil… diye hayıflanıyoruz. Tam da bu sebepten dolayı. Çocuklarımızın beyinleri aşırı derecede “stimule” ediliyor. Yani zihinlerini sürekli meşgul ederek dinlenmesine izin vermiyoruz.

Küçükken “off canım sıkılıyor” dediğimde babam, hiç rahatını bozmadan “sıkı can iyidir, yerinden çıkmaz” deyip gülerdi. Şimdilerde babamın dediğini uzmanlar da doğruluyor ve babam yine her zamanki gibi haklı çıkıyor.

Gün boyunca ara ara sıkılmanın çocuklarımızın gelişiminde inanılmaz faydaları olduğunu biliyor muydunuz?

– Canı sıkılan çocuk gerçek ilgi alanlarını keşfeder. Durmadan eline birşeyler tutuşturulan çocuk neyi sevip sevmediğini nasıl farketsin? Düşünmesine fırsat vermiyoruz ki.

– Can sıkıntısı hayal gücünü ve üretkenliği geliştirir. Çünki her çocuğun fıtratında oyun oynama içgüdüsü vardır. Çocuklar oyun oynamadan duramaz. Dolayısıyla elinde sıfır malzemesi olan çocuk aklını çalıştırmaya başlar. Çamurdan taştan bezden oyuncak yapardık diyen büyüklerimizi hatırlarsınız. Bizden önceki nesillerin çok daha becerikli, pratik ve maharetli olduğunu kabul edersiniz. Hepsi imkansızlıktan ve can sıkıntısından.

– Sıkılmak çocukların sakinleşmesine ve herkesin koşuşturduğu aceleci bir dünyada yavaşlamalarına yardımcı olacaktır. Kalp atışları düzene girecek, daha selamet, daha dingin bir ruha sahip olacaklar. Tam da Pedagog Adem Güneş’in bahsettiği ‘sekine’ hali.

– Çocuklarımız sıkılma imkanı bulduklarında kendilerini tanımayı öğrenecekler, ruh dünyaları zenginleşecek. Tefekkür etmek, yani düşünmek, fikir yürütmek, tüm âlemi, canlıları kendi benliğimizi ve Yaradanı (c.c) tanımak… Buna bile vaktimiz yok. Çünki hep meşgulüz. Çocuklarımızın maneviyatlarını geliştirmek, iç dünyalarında yolculuk etmek ve kainata karşı duyarlı hale getirmek için düşünmelerine fırsat vermeliyiz. Can sıkıntısa da bunun için birebir.

Çocukluğumun en verimli ve en güzel anları hiç süphesiz sıkıldığım anlardı. Canım sıkıldıkça takvim yapraklarındaki yazıları yazmaya başladım. Sonra birçok defterim oldu, ismini “manevi değerli defterim” diye adlandırdığım. Sonra resim yapma kabiliyetim olduğunu keşfettim. Sonra pullar, peçeteler biriktirdim. Bugün yazılar yazıyorum, sizlerle paylaşıp mutlu oluyorum. Emin olun hepsi de geçmişteki can sıkıntılarımın meyveleridir…

Şimdi deneyin. Çocuklarınızın canı sıkıldığında hemen müdahale etmeden onları kendi hallerine bırakın ve izleyin. Neler yapabileceklerini hayretle göreceksiniz.

Huzurlu günler dilerim.

Cemile Tetik
Psikolog/Aile Terapisti
0473/84.80.87

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.