İsmail Erdoğdu: “İçimiz hep vatan diyor”

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Belçika’ya 1964’te gelen, maden ocakları ve otomobil fabrikasında çalıştıktan sonra kendi müzik derneğini kurarak saz dersleri vermeye başlayan İsmail Erdoğdu, 55 yılın ardından hala Türkiye hasretini canlı tutuyor.

Eskişehir’de 1947’de doğan ve Hatice Erdoğdu ile evliliğinden 3 çocuk ve 5 torun sahibi olan Erdoğdu, 55 yıllık gurbet hikayesini AA muhabirine anlattı.

Erdoğdu, Türkiye ile Belçika arasında 1964 yılında imzalanan iş anlaşmasının ardından amcasının yardımıyla maden ocaklarıyla isim yapmış Limburg bölgesine geldi.

Belçika’ya geldiğinde henüz 17 yaşında olan Erdoğdu, “Amcam beni Belçika’ya okusun, adam olsun diye getirdi ancak lisan yetersizliği nedeniyle okuyamadık. Okuyamayınca işçi oldum.” dedi.

“600-700 metre yerin altına iniyorduk”

Belçika’ya ilk geldiğinde 8 yıl boyunca maden ocaklarında çalıştığını anlatan Erdoğdu, “1965’te madene başladım. Yaşım küçük olduğu için işe almadılar. 18 yaşımdan gün alınca, haftada iki gün okul, üç gün işe gittim. Sonra devamlı çalışmaya geçtim.” diye konuştu.

Eski günlerini gözleri dolarak hatırlayan Erdoğdu, şunları kaydetti:

“Maden ocaklarında 660-735 metre yerin altına iniyorduk. Toz, toprak, pislik hepsi mevcuttu. Madene girdiğimin ilk günüydü, lisan yok. Getir, götür diyorlar anlamıyorsun. İşten çıkınca elimiz yüzümüz kapkara, birisi İsmail diye bağırıyor, sesi tanıdım ama yüzlerimiz o kadar siyahtı ki amcamın bana seslendiğini anlayamadım. İşimiz kolay değildi. Ağır işler vardı. Belçikalılar bizi boşuna çağırmadı. Ülke ekonomisini kalkındırmamız için çağırdılar. Bizim de burada çok büyük katkımız oldu. Ne iş verdilerse çalıştık.”

“İş arkadaşım sinirlenince ey Türk derdi”

Maden ocaklarının ardından da 25 yıl Ford otomobil fabrikasında çalıştığını aktaran Erdoğdu, ilk zamanlarda çok iyi çalışma arkadaşlarının olmasının yanı sıra bazı ırkçı söylemlerle de karşılaştığını anlattı.

Bir çalışma arkadaşının ona sürekli öldükten sonra da Belçika’da kalıp kalmayacağını sorduğunu aktaran Erdoğdu, “Bir çalışma arkadaşım vardı. İyi geçindiğimiz zamanlarda İsmail derdi, kızdığı zaman ‘Ey Türk, ey Türk’ diye seslenirdi.” ifadeleriyle anısını aktardı.

Çok iyi anlaştığı Belçikalı arkadaşları da olduğunu anlatan Erdoğdu, “Bize gelince börek çörek ikram ediyoruz. Onlar da bizim Waffle’ımız var diyorlar. Öyle anlaşıyoruz.” diye konuştu.

“Madenci Amca’dan İsmail Hoca olduk”

“Emekli adama zamanı olmayan adam derler.” diyen Erdoğdu, “Belçika’ya gelirken sazımla geldim ve hiç sazımı bırakmadım.” diye konuştu.

Erdoğdu, 2000 yılında emekli olduktan sonra şimdi hocalık yaptığı müzik derneğini kurduğunu anlatarak, “İlk geldiğimde bana Eskişehirli terzi Hasan’ın yeğeni dediler. Düğünlerde müzik çalmaya başlayınca çalgıcı İsmail dediler. Sonra kaset çıkarttım. Orada ekmeğimizi kazandığımız maden ocaklarını anlattım. Dışarda beni görenler ‘Madenci Amca (Charbonnieres Amca)’ diye seslenmeye başladı. Şimdi de İsmail Hoca olduk.” ifadelerini kullandı.

“İçimiz hep vatan diyor”

Sık sık nereye defnedilmek istediğini düşündüğünü söyleyen Erdoğdu, “Ben iki dere arasında kaldım. Ben vefat edince Belçika’ya mı defnedileyim, Türkiye’ye mi? Çocuklarımız, torunlarımız Türkiye’ye gittiğinde aile mezarlığına pek gitmiyorlar. Mezarlığa da gidip bir dua okumak lazım. Burada defnedilsek, o nasıl olur? Ne olursa olsun içimiz hep vatan diyor.” dedi.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.