EMİNE TOKAİL: “MÜZİK DÜNYASI BAYANLARA DAHA ZOR”

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Belçika’nın sevilen seslerinden, Türk Halk Müziği solisti Emine Tokail, Yenivatan’a eşsiz bir röportaj verdi.

Brüksel’in eşsiz mekanlarından ‘Marpuç Cafe’de yapılan röportajda, Belçika’daki müzik piyasasını değerlendiren Tokail, bayan sanatçıların bu piyasada kendilerine çok daha zor yer edinebiliklerinden söz etti.

Belçika’ya sonradan gelen bir gurbetçi olarak müziğe nasıl adım attığını anlatan Emine Tokail, kısa bir süre önce katıldığı ‘Sıra Sende Avrupa’ yarışması sayesinde hayatında neler değiştiğini de anlattı.

EMİNE TOKAİL’İ KİMDİR? KISACA TANIYALIM.

E.T.: “1985 Emirdağ doğumluyum. 18 yaşındayken Türkiye’den geldim ve Brüksel’e yerleştim. 12 yıldır Belçika’dayım ve Belçika’da olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Çünkü Belçika bana çok şey kattı. Çocukluğumdan bu yana müzikle uğraşıyorum. Ailem Türkiye’de. Ve hayatımda sadece bir kızım var.”

MÜZİĞE NASIL ADIM ATTIN?

E.T.: “Müzik bir aşktır. Hadi ben müzisyen olayım ve müzikle uğraşayım diyemezsiniz. Eğer gerçekten müziği seviyorsanız, zaten kendinizi müziğin içinde bulursunuz. Ben 5-6 yaşlarından bu yana Türk Halk Müziği’ni çok seviyorum ve okuyorum. Hatta Barış Manço’nun ‘Adam Olacak Çocuk’ diye bir programı vardı. Amcalarım falan bana hep “Seni de o yarışmaya çıkaralım” derlerdi. Bu müzik sevgisi beni ilkokulda, ortaokulda ve heryerde takip etti. Mikrofon bulduğum her yerde sahneye çıkmışımdır. Hiçbir zaman, titreyim, heyecanlanayım, aman okumayayım veya insanlara rezil olurum gibilerinden düşüncem olmadı. Köyde doğma toprak çocuğu olduğum için Türk Halk Müziği’nin insanoğlunu çok güzel bir şekilde anlattığını düşünüyorum. O yüzden Türk Halk Müziği’ne yönlendim. Lise yıllarımda müzik öğretmenlerim oldu ve beni yetiştirdiler. Sonrasında 18 yaşında buraya geldim. Yaklaşık dört yıl boyunca müziğe ara verdim. 2011 yılında burada ‘Amatör Sesler’ yarışmasına katıldım ve orada birincilik elde ettim. Ondan sonra Belçika serüveni benim için başladı.”

‘AMATÖR SESLER’ YARIŞMASI SENİN İÇİN DÖNÜM NOKTASI OLDU DİYEBİLİR MİYİZ?

E.T.: “Belçika’da müziğe 2011 yılında başladım. Çünkü ‘Amatör Sesler’ yarışması benim için bir dönüm noktası oldu. onun öncesinde kimse benim Türk Halk Müziği’yle ilgilendiğimden falan haberdar değildi.”

O YARIŞMADAN SONRA GEÇEN SÜRECİ NASIL BULUYORSUN?

E.T.: “Aslında pek kolay olmadı. Buradaki müzik piyasası biraz zor bir piyasa. Burada tutunabilmek, ayakta durabilmek, bir yerlere gelebilmek çok zor. Çünkü çok fazlayız. Ya gerçekten çok başarılı olman lazım ya da arkanda sağlam bir destek olacak. Biz uğraştık, çalıştık, sağ olsun müzisyen abilerimiz, arkadaşlarımız benden çok iyi derecede müzisyen olanlar bir şekilde onlarla çalışırken, orada burada hepsinden bir şeyler kapmaya çalıştım ve hepsinden bir şeyler öğrendim. Çalıştığım her grubun üzerimde emeği var. Hakikaten profesyonel olma yolunda çok önemli bilgiler edindim.”

TRT’DE YAYINLANAN ‘SIRA SENDE AVRUPA’ YARIŞMASI SANA ARTI KATTI MI?

E.T.: “Güzel bir deneyimdi ama çok zordu. Bizden önce TRT’nin yarışmalarına başka arkadaşlarımız gitmişti ama onlara sunulan konseptle bize sunulan konsept çok farklıydı. Bize sunulan konsept daha zordu diyebilirim. Erdoğan Süer’le birlikte gittik. Orada önemli bir mücadele gösterdik. Bu program bize çok şey kattı ama bizden çok şey de götürdü. Çok tecrübe kazandık ama birçok şey de kaybettik. Aldığımız eğitim yanınmıza kar kaldı. Önemli hocaları tanımış olmanın güzelliği var. Bizlere ders veren hocaları tanımış olmanın güzelliği var. TRT ile hala kontağımız devam ediyor. Hala TRT’de birçok sanatçıyla ve birçok hocayla ilişkilerimiz devam ediyor. Açıkcası bu yarışmayı çok abartmanın pek bir fayda sağlayacağını düşünmüyorum.”

YARIŞMA SAYESİNDE TÜRKİYE DE SENİ TANIDI DİYEBİLİR MİYİZ?

E.T.: “Türkiye’de tanınmamız için kesinlikle büyük bir etkisi oldu. Bu program öncesinde ben birçok yerel kanalda Türk Halk Müziği programlarında yer aldım. Hem sunuculuğunu hem de solistliğini yaptığım programlar oldu. Konserlerde ve festivallerde zaten yerimizi her yıl alıyorduk. TRT’nin programında kazandığım çok şey oldu ama kaybettiğim de oldu. Açıkcası istediğim başarıyı elde edemedim.”

YARIŞMA YÜZÜNDEN NE TÜR BİR KAYBIN OLDU?

E.T.: “İnsanlar benden iyi bir başarı bekliyordu ancak maalesef oradan aldığım sonuç beni biraz geriye attı diye düşünüyorum. Oradan almış olduğum sonuç benim için bir hayal kırıklığı oldu. Çünkü bu sonucu haketmediğimi düşünüyorum. Kesinlikle hakettiğim bir sonuç değildi. Üstelik yarışma geneline bakıldığında, yapılan eleştirilerde hiçbir zaman kötü bir eleştiri almadım. Ancak böyle bir sonuç olunca, tabii ki, bir hayal kırıklığı yaşadım.”

BELÇİKA’DAKİ MÜZİK PİYASASINI NASIL DEĞERLENDİRİYORSUN?

E.T.: “Burada iş tamamen materyalistliğe dönüşmüş. Türkiye’de de öyle ama gerçekten müziğe hizmet eden kalmamış. Müzisyen bir arkadaş, “Müzik sana değil, sen müziğe hizmet et” diye güzel bir söz söylemişti. Hakikaten biz müziğe hizmet etmiyoruz. Biz müzikten bir şeyler bekliyoruz. O yüzden burada istediğimiz kaliteyi hiçbir zaman yakalayabileceğimize ben inanmıyorum. Burada hakikaten gerçek Türk Halk Müziği dinleyen çok az. Zaten radyo programını sırf bu nedenle yapıyorum. İnsanların gerçekten Türk Halk Müziği ile tanışmalarını istedim. Açıkcası Belçika’daki müzik piyasasından pek memnun değilim. O yüzden ekseriyetle Belçika dışında çalışıyorum.”

SENCE BELÇİKA’DAKİ SANATÇILARA GEREKLİ ÖNEM VERİLİYOR MU? SANKİ TÜRKİYE’NİN SANATÇILARINA DAHA ÇOK ÖNEM VERİLİYOR GİBİ.

E.T.: “Bence sanatçılara önem veriliyor. Bence birçoğu hakkettiğinden daha fazlasını görüyor. Elbette insanlar Türkiye’den gelen sanatçıları dinleyecek çünkü o sanatçılar bir şeyler yaparak bir yerlere gelmişler, Türkiye’ye bir şeyler vermişler. Buradaki Türk halkı onları elbette dinleyecek. Ayrıca biz gerçekten insanlara ne veriyoruz ki, onlardan ne bekleyeceğiz? Biz gerçekten sanat yapıyor muyuz? Biz gerçekten Türk Halk Müziği ya da kendi alanımızda müziği kaliteli sunabiliyor muyuz? Gerçekten bizi beğenen insanalar, zaten bizi bir yerlere taşıyorlar. Açıkcası ben bunun çok iyi bir örneğiyim. Benim ilk çıktığım zamanlarla şu andaki halim arasında dağlar kadar fark var. Ayrıca benim dinleyici kitlem, otuz yaş üzeri bayanlardan oluşuyor. Erkeklerden ziyade bayanlardan çok fazla ilgi görüyorum. Bu da beni çok mutlu ediyor. Ayrıca gerçek Halk Müziği dinyeyicileri evlerinde oturuyor.”

SENİ DİNLEYENLERDEN NE GİBİ TEPKİLER ALIYORSUN?

E.T.: “Çok güzel tepkiler ve eleştiriler alıyorum. Bu da beni mutlu ediyor. Evde oturan bir teyzenin kalkıp beni televizyonda izlemesi ve bana ayrıntılı bir şekilde beni eleştirmesi, benim için çok büyük bir şey. Çünkü bu o kişinin bana değer verdiğini gösteriyor. Türkiye’deki halk da öyle. Biz Türkiye’de konserlere çıktığımızda, küçük köylerdeki insanlar bizi dinlemeye geliyor. Bazen sayıları üç veya dört bini bulabiliyor. İşte aslında bizi bir yerlere getiren halk budur. Yüksek yerlerde tanıştığın insanlar değil.”

İLERİYE DÖNÜK PROJELERİN VAR MI?

E.T.: “Bir kere albüm yapmayı düşünmüyorum. Aslında ben günü yaşamayı seviyorum. Bugün kaderimde ne varsa, ben onu yaşıyorum. Elbette yer aldığım projeler var ve şu an Türkiye’de devam eden bir proje sayesinde çok güzel şeyler kazanacağıma inanıyorum. O proje sayesinde önemli bir tecrübe ve bir sürü insan kazanacağıma inanıyorum. Ancak şu durumda, şunu veya bunu yapacağım gibi bir düşüncem yok.”

MÜZİĞE ATILMAK İSTEYEN GENÇLERE TAVSİYELERİN NELERDİR?

E.T.: “Mesela benim kızım müziği çok seviyor ama ben hiçbir zaman kızımın müziği meslek olarak düşünmesini istemiyorum. Çünkü ben bu sektörün içinde olduğum için ne kadar zorlukların olduğunu, özellikle bir bayanın neler yaşayabileceğini az çok biliyorum. Bir bayana nasıl bakıldığını da biliyorum. Güçlü bir bayan değilseniz, kesinlikle kendinize yer edinemezsiniz. O yüzden ben gençlerin kesinlikle bu işin eğitimin almalarını tavsiye ediyorum. Öncelikle eğitim derim. Çünkü her şeyin başında eğitim gelir. Biz başta almadık ancak sonradan alma şansımız oldu. Gençlerin eğitim almalarını ve ailelerin bazı konularda biraz esnek davranmalarını tavsiye diyorum çünkü ailelerde de bu konuda çok önyargılı yaklaşıyorlar. O yüzden müziğe pek sıcak bakmıyorlar. Aslında haklı oldukları yönler var diyebiliriz. Ama önce eğitim ve basamakların adım adım çıkılması. Hiçbir şey kimseye altın bir tasta sunulmuyor. O yüzden gençler, bir yerlere gelmeleri için çok çalışmaları gerektiğini bilmeleri lazım. Ayrıca müzik kaliteli olmalı. Yani kalite seviyesi belli bir çıtanın üzerinde olmalı.”

SENİ DESTEKLEYENLERE NELER SÖYLEMEK İSTERSİN?

E.T.: “Özellikle Belçika’daki halka çok büyük bir minnet borçluyum. Hakikaten beni çok güzel yerlere getirdiler. Benim hayallerimi gerçekleştirmeme sebep oldular. Belçika’da elde ettiğim birçok şeyi Türkiye’de görmedim. O yüzden buradaki halka çok teşekkür ediyorum. Ayrıca beni bugüne kadar destekleyen siyasetçilere, derneklere ve basın mensuplarına da çok teşekkür ediyorum. Buralara gelmemizde büyük emeklerinin olduğunu belirtmem lazım.”

Röportaj/Fotoğraf: Cafer Yıldırımer

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.