2. FETİH

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İstanbul’un Fethinin 562.yılı anısına..
Ruhlarınız Şad Olsun..

Bu şehri Stanbûl ki bî-misl ü bahâdır Bir sengine yek-pâre Acem mülkü fedâdır. 
-Bir gevher-i yek-pâre iki bahr arasında Hurşîd-i cihan-tâb ile tartılsa sezadır.
                                                         Nedim
(-Bu İstanbul şehri öylesine eşsiz bir değerdedir ki baha biçilmez, bir taşına bütün bir Acem mülkü feda olsun.
-İki deniz arasında tek bir elmas parçası gibidir, cihanı aydınlatan güneşle tartılmaya -aynı kefeye konmaya- lâyıktır.)

8 bin yıllık tarihi geçmişiyle çeşitli medeniyetlere beşiklik yapmış, Roma,Bizans,Latin ve Osmanlı Devleti’nin başkenti ‘İstanbul’.
Binlerce yılın birikimi tarihi eserler, kültürel mirasımız.
Ve bu mirası, yani İstanbul’u anlatmaya kelimeler kifayetsiz kalır.
İstanbul’u yaşayabilmek için,İstanbul’u anlamak gerekir.

Bunun yolu, Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (sav), “Konstantiniyye elbette feth olunacaktır. O’nu fetheden kumandan ne güzel kumandan, O’nu fetheden asker ne güzel askerdir” hadis-i Şerifindedir.

Peygamberimizin bu  övgüsüne nail olabilmek bu için,Arab yarımadasından  gelerek İstanbul’un surlarını kuşatan, şehadet şerbetini içen Sahabiler, Eyyüb-El Ensarî ve  islam sancağını taşıyan milyonlardır.

Bunun yolu, Osmanlı Patişah’ı II.Mehmed’in “Ya ben İstanbul’u feth ederim, Ya İstanbul beni” sözündedir…

Bunun yolu, Akşemseddin’i, Çandarlı Halil, Zağanos Paşayı, Zafer bayrağını surlara diken Ulubatlı Hasan’ı anlamaktır.

Bunun yolu, Nedim’in, Nazım Hikmet’in, Necip Fazıl’ın, Atilla İlhan’ın, Cahit Sıtkı’nın, Orhan Veli’nin, Yahya Kemal’in ve diğer şair ve yazarlarımızın dizelerinde dile gelen İstanbul’u anlamaktan geçer.

Bunları anlayamadığımız zaman İstanbul salt bir şehir, iki  kıtayı ayıran, birbirine bağlayan tuzlu suyla dolu bir boğaz ve beton yığınından başka bir anlam taşımaz.
İstanbul’u anlatmak gerekmiyor, yeteri kadar anlatılmış ve bize düşen Istanbul’u anlayabilmektir.

Peki, bu kadar maneviyat yüklü ve tarihin her döneminin  gözdesi İstanbul’u anlayabidik mi?

Maalesef, anlayamadık.
Anlamış olsaydık bugün İstanbul bu halde olmazdı.

Aç gözlü miras yediler gibi üzerine öyle bir çullandık ki, neredeyse 70 yıldır İstanbul’u yaşanması en zor şehir haline getirdik.

1927 yılına kadar İstanbul’un nufusu o günkü şartlara göre azalan ve artan bir eğilim gösterirken, 1927 yılında 700 bin olan nufus, her yıl artarak 15 milyona ulaşmıştır.
Genel olarak alt yapı, yatırım ve uzun sureli şehir planlamada ki eksikligimizin en büyük örneği İstanbul’dur.

Devamlı suretle göç alan şehir “taşı toprağı altın” algısı yaratan Yeşilcam filmleri, siyasilerin vurdum duymaz tavırları ve oy deposu olarak gördüğü göç, gecekondu kültürünü ortaya çıkarmış, yetersiz olan altyapının üzerinde kurulu  15 milyonluk bir metropol ortaya çıkmıştır.

Avrupa ve Asyan’ın bağlantısı ve nufus artışına paralel gelişen ulaşım sorunu,içme suyu vs gibi temel ihtiyaçlar zaman içerisinde büyüyerek içinden çıkılmaz bir hal almıştır.

Kültür miraslarımızda bir kaç tanesi hariç bakımsızlıktan yok olmuşlar veya yok olmak üzereydiler.

Ülkemizin fiili başkenti, kitabin ilk sayfası, Dünyaya açılan kapısı olan İstanbul hakettiği değeri son on yıldır, ulaşımda, altyapıda, kentsel dönüşüm, tarihi eserlerimizin restorasyonu, 3.köprü, raylı sistem, marmaray, kanal İstanbul ve yüzlerce yatırımla, İstanbul’u yaşanır hale getirecek projeler birer birer vatandaşlarımızın hizmetine sunulmuştur.
Devam eden projelerle beraber insanımızın yaşam kalitesi artacak, geleceğimiz daha güvenli olacaktır.

Siyaset üstü olması gereken, ülkemize artı değer ve insanlarımızın yaşam kalitesini arttıran bu tür yatırımları görmezden gelmek ve “istemezük”mantığıyla siyasi çekişmelere heba etmeye yönelik çekişmeleri anlamak mümkün değil.

20.yüzyıla yakışmayan İstanbul’un bu görüntüsünü, 21.yüzyılın ik yıllarıyla beraber İstanbul’un bu değişimini 2. Fetih olarak adlandırmak pek de abartı sayılmaz.

Elbette ki İstanbul’da dahil Ülkemizin bir yığın sorunu var.
Güçlü ve isitikrarlı bir Türkiye için belirlediği hedeflerde ilerlemesi yine “güçlü ve istirarlı bir hükümetden geçiyor”

Bugüne kadar İstanbul ve Ülkemiz için iğne ucu kadar da olsada faydası olanlardan,
İstanbul sevdalısı Reis-i Cumhurumuz Sayın R.T.Erdoğan ve İst.Buyukşehir Belediye Başkanımız sayın Kadir Topbaş ve İstanbul’a emeği geçenlere teşekkür etmek görevimiz.

Sevmek zorunda değilsiniz lakin “hak edenin hakkı verilmelidir.”

Not: Avrupada, 7 Haziran genel seçimleri için oy verme işlemi Pazar (31 Mayıs) günü sona eriyor.Bu tarihten itibaren 7 Haziran’a kadar sadece gümrüklerde oy kullanılacak. Vatandaşlarımızın Demokrasiye katkı ve Vatandaşlik görevlerini ihmal etmemelerini rica ediyorum…

Cumanız mübarek ve hayırlara vesile olur İnşa’ALLAH..

Faruk YILMAZ

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.